
Yeni şafakta yayınlanmış olan bir yazıya rastladım.Yazıdaki sayısal veriler, bana gerçeklerin nedenli yakıcı oluşunu hissettirdi. Ölümün nefesinin bu kadar derinden ve yıpratıcı oluşu, sayılara dökülünce tüm çıplaklığıyla karşımdaydı şimdi…
11 eylülde Dünya Ticaret Merkezi’ne yapılan saldırı ve Savunma Bakanlığı’na yapılan uçaklı saldırı, tüm insanları derinden sarsmıştı.Diğer bir deyişle; uyanmışlardı yada uyandıklarını sanmışlardı.Bu olay Amerika’ya yapılmış olan haksızlık, zulüm, şiddet, canilik!! gibi kelimelerle düştü gündemimize.Dünyanın kalbi New York ve Washington’da atmaya başladı o dakikadan sonra.Kısa sürede filmler çekildi, kitaplar yazıldı, şarkılar bestelendi. “Teröre kurban” giden binlerce kişiye on binlerce mum dikildi, gözyaşları sel olup doldurdu sokakları.Ve sonunda tek bir şey çıktı ortaya “İslami terör!”
Evet Amerika’ya göre Müslüman dünyasının büyük çoğunluğunun adı; islami terör yanlısı olmuştu.Peki Amerika’nın adı ne olacaktı?Terör kurbanı mı?..En son olabilecek şeyken hem de! Kitlesel katliamları kendine görev bilmiş küresel katilken adı, terör kurbanı olması insafsızca değil mi?..Ve öyle başarılı ki. Sessiz sedasız yürüttüğü kanlı oyunlarını öyle güzel saklıyor ki gözlerden. Her geçen gün yenilerini ekleyerek de devam ediyor yoluna.
Sayısal veriler şöyle başlıyor:
“Dünya Ticaret Merkezi’ne yapılan saldırılarda ve Pentagona yapılan uçaklı saldırıda toplam 3044 kişi ölmüştür”.Madalyonun diğer yüzünün ne denli kanlı olduğunu bile bile çevirelim.Çeçenistan, Endonezya,Dağlık Karadağ, Keşmir, Cezayir, Doğu Türkistan, Afganistan, Filipinler, Filistin, Irak…şeklinde liste uzayıp gidiyor.
Dünya sağlık örgütünün açıklamış olduğu 11aylık resmi rakamlara göre; bu saldırının Irak’taki karşılığı; 11 eylülde ölenlerin 3 katı bebek ediyor..Ve 2003ten sonra yapılan resmi sayımda ise, 30.000 kişinin öldüğü tespit edilmiş.
Çeçenistan’da savaşın yanı sıra, kadın erkek demeden yapılan işkencelerle mücadele eden halkın uğradığı katliamlar bizlerin de canını yakarak devam ediyor.Ve diğer taraftan vatanlarından kopan Çeçenlerin, İstanbul’daki mülteci kamplarındaki çileleri devam ediyor.
2001’de başlayan 11 aylık süreçte ölen Afganlı sayısı; 11 eylül saldırısında ölenlerin tam 10 katı.
Ve nasıl oluyorsa 8000 kişiye yakın Afganlı ceza evi yolunda 3000 kişiye düşüyor..
Çin yönetimi ise Doğu Türkistan’da 1473 Müslüman’a zorla içki içirip domuz eti yedirerek idam ettiriyor.Bu olaylara desteği veren elbette Amerika oluyor.
Geçelim Hindistan’a. Gucur at’ta ki katliamlarda 6840 kişi-büyük çoğunluğunu Çocuk ve kadınların oluşturduğu- yakılarak öldürülüyor.
Tabi İsrail’i unutmamak lazım! İsrail askerlerince yok edilenlerin binlercesi; Negev çölü kamplarında öldüresiye işkence edilip, Amerikan malı silahlarla kurşuna dizilerek öldürülmüşler…liste devam edip gidiyor.
Nasıl bir güçtür ki Amerika; bunca yıkımdan, ölümden sonra Orta Doğu’ya barışı ve demokrasiyi götürmek istediğini söylemeye cüret edebiliyor. NATO’nun, IMF’inin, Dünya Bankasının ve AB’nin var oluşunda sarf etmiş olduğu enerjinin, kendisine yol,su ve petrol olarak döneceğinin farkında. Bununla birlikte ambargo uyguladığı ülkelerin varlığını yok etmenin yanında tarihlerini ve kültürlerini de yok etmek için göstermiş olduğu çaba göz yaşartıcı gerçekten.
‘Silahlı güç’ olarak kurulan NATO,başta Amerika olmak üzere İngiltere ve İsrail’in oyunlarını yasallaştırmak için kullanılarak bu ülkelerin güçlenmesini ve katliamlarına büyük bir hızla devam etmesini sağlıyor.
Ve bugünün gündemindeki CIA Başkanı Porter Gosse’un Tayip Erdoğan’la yapmış olduğu görüşmenin asıl nedeninin İran’daki nükleer silahların olması söz konusu.Ve yeni bir karmaşanın habercisi.CIA’nin; zamanında darbelerle birlikte doğan nice güce verdiği maddi manevi yardımı unutmak hiç de kolay değil.Tabi ki işin içine Amerika girince renk değişiyor.Özel Harp Dairesine benzeyen örgütler NATO’ya bağlı tüm Avrupa ülkelerinde kurulmuş ve Türkiye’de kontrgerilla adını almıştır.Brüksel merkezli bu karargahlarda CIA’in yönettiği birlikler nasıl oluyor da bu ülkelerde yönetime sızabiliyorlar? Sadece savaşla değil ülke yönetimine kadar uzanan eli yok etmenin bir yolu yok mudur?
Ve bundan 50-60 yıl sonrasını tahmin etmek hiç de zor değil.Bu kez de petrolün yerini alacak olan su, Bush’un Orta Doğu’ya götürmek istediği barışın yerini kanın almasına sebep olacak.Peki bu gidişe dur demenin bir yolu yok mu?
ŞUGUŞE